Yitirişlerimiz – Cemile CÖMERT

Yitiriyoruz dünyayı her şeyi yitirdiğimiz gibi; sevgiyi, saygıyı, vefayı, cefayı yitirişimiz gibi…

En son yitirmemiz gerekenleri ve hatta hiç yitirmememiz gerekenleri en başta yitirdik. Oysa hoşgörüye, iyi niyetli olmaya, saf kalpliliğe ne çok ihtiyacımız vardı. Ama biz fazlalıkmışcasına attık onları hayatımızdan. Bireyselleşen ruhlarımız hiç ihtiyaç duymadı bu değerlere. En azından bu yitirişlerimizin yerine kazanışlarımız, kazanımlarımız güzel olsaydı. O da olmadı…

İşlenen suçların, yapılan saygısızlıkların en büyük sebebi bu yitirişlerimiz. Onları geri kazanmaya ve onları değerli görmeye başladığımız zaman hayatımız yoluna girecek.

Anneler; eskisi gibi şefkatli olacak, haberlerde çocuğuna işkence yapan anneler görülmeyecek. Ve anneler, çocuğunu başkasının büyütmesini ve çocuğunun annesine hasret büyütmesini engelleyecek. Çocuğunun hayatının her anında onun en büyük destekçisi olacak.

Babalar; tabiri caizse bankamatik baba olmaktan vazgeçecek, çocuklarının asıl ihtiyacı olan şeyin para değil babanın verdiği o güven hissi olduğunu anlayacak. Telefonun başından kafasını kaldırıp, televizyonu kapatıp, izlemesi  gereken en önemli varlığın evlatları olduğunu farkedip, gölgesini onlardan esirgemeyecek. Unutulmamalıdır ki babasıyla vakit geçiremeyen, baba sevgisinden ve güveninden mahrum olan çocuklar hayata özgüvensiz ve sorumlulukdan korkar halde başlamaktalar.

Öğretmenler; çocuklara şefkat göstermekten, onlara dokunmaktan korkmayacak çünkü bir öğretmenin öğrencisine tacizde bulunması ihtimali gibi iğrenç bir zihniyet ortadan kalkacak. Öğretmenler öğrencilerini kendilerine yetiştirilmesi için verilmiş birer fidan olarak görecek ve o fidanların suyunu ölçülü ve zamanında verecek. En önemlisi bir nevi can suyu olan sevgilerini her daim hissettirecekler. Çocukların, öğretmenlerini adeta bir filmi izler gibi izlediklerini unutmayacak ve onların gözü önünde, okul kapısında sigara içerek hem kendini hem de o yavrucakların zihnini zehirlemeyecek.

Ve evlatlar… Evlatlar, anne babanın emeklerini, onlar için uykusuz kalışlarını ve yeryüzünde en takdire şayan duygu olan anne babalık duygusuyla evlatlarına yaptıkları hiçbir fedakarlığı unutmayacaklar. En önemlisi onlar ne yaparsa yapsın onlara saygı duymak ve gönüllerini hoş tutmak zorunda olduklarını unutmayacak.

Eşler evlilikte her konuda olması gerektiği gibi İslam’ın ölçüsünü benimseyecek. Rasulullah’ın kızı Fatıma’ya söylediği “Kızım sen Ali’ye cariye ol ki, o da sana köle olsun!” tavsiyesini hep aklında bulunduracak. Kur’an’da da eşlerin birbirine sonsuz sevgi ve merhamette bulunarak birbirleri için huzur vesilesi olmaları noktalarında vurgu yapıldığını da eşler aklından hiç çıkarmayacak. Kadın kocasına itaati cennet vesilesi bilecek; erkek Allah’ın ona emaneti olan kadını incitmeyecek.

Velhasıl en başta yaptığımız şeyleri tekrar yapmamız gerekiyor ki yitirişlerimiz kazanımlarımız olarak geri dönsün! Bozulan fıtratımızı, bozulan zihin dünyamızı yeniden yazılımlandırmak gerekiyor.

Yukarda saydıklarımız bireyselleşmiş, maddeperestleşmiş ahir zaman insanları için fazla ütopik görünebilir. Ama biz buyduk, böyle yaşadı büyük büyük dedelerimiz. Onların psikoloğa hiç ihtiyaçları olmadı çünkü toplumda var olan kolay ama bir o kadar da zor olan bu düzen ve değerler onların en büyük psikoloğuydu. Aslını söylememiz icab ederse büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü, cahil cahilliğini, alim alimliğini biliyordu. Ve insanın kendini bilmesi insan kalmaya yetiyordu.

Eskilerin bir düsturu varmış: “Göz gördü, gönül sevdi.” Yetsin bu cümle bize! Sadece kadın erkek ilişkilerinde değil her türlü sevmede düsturumuz olsun bu cümle! Sevdiğimizi gönlümüz sevsin; cüzdanımız değil, gösteriş duygumuz değil! Gönlümüzü yoklayalım ara sıra! Birbirimizi gönülden sevmelerle sevelim! Gönlümüzün yapması gereken şeyleri aklımız, nefsimiz, şeytandan gelen kötü hislerimizle yapmaya başladığımızdan beri yitirmeye de başladık. Gönlün işini gönle, aklın işini akla bırakalım ve Allah’ın yarattığı fıtrat üzere kalalım!

Gönüllerimize sela okumuş olsak da gönlüyle bakanlara selam olsun!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.