Yolda Düşündüklerim – Kelimeler Değil Alelâde

Kelimelerden başka neyimiz var ki? Bu öylesine söylenmiş, ayağı yere basmayan bir soru mu? Hayatını kelimelerle yaşayanlar için değil. Her şeyimiz kelimelerle seyrediyor. Hayat kabuğunun incisi olan kelimeler… mutlu ediyor, üzüyor, insanı tanıtıyor. Herkes için önemli olması gerekirken çoğunluk es geçiyor. Bu da kelimelerle yaşayan insan sayısını azaltıyor. Hatta onları yalnızlaştırıyor. Kelimelerinizin karşılık bulmadığı bir âlemde nasıl kalabalıklaşabilirsiniz? Sahte kalabalıkların sahte kelimeleriyle belki. Kelimelerle yaşayan insan sahteliği kabul edemez. Bir cümledeki manayı es geçmek zordur onun için. Sırf bu yüzden her manada durur, dinler, anlar. Manalarla hemhal olur. Orda bir sahtelik mi sezdi, o kuşku bile notunu düşürmesine yeter.

Kelimelere alelâde bakanları anlayamıyorum. Manalarını süzmeyeceksek neden varlar? Öylesine ağızdan çıkan cümleler bile bir şeyleri yakalatmalı. Kovaladım ben hep onları. Yanılttığı nadirdir. Kendiliğimden alıştım manaları kovalamaya. Farkında olmadan yakalıyorum sıçrayan anlamları. Bunun yani farkında olmadığımın, anlamlandıramadığım şeylerin bende sancılar uyandırmasıyla farkına vardım. Kelimelerin hüküm sürmediği bir dünyada bu zor elbette. Belki takıntı belki fazla lüks o dünyada. Ama kalitenin ayrıntılarda örüldüğünü bellediğim gibi belledim kelimelerin ayrıntısındaki gizleri. Mutsuzken kurulan cümle ile aşkla kurulan cümlenin farklı motivasyonu beni kendine hayran bıraktı. Muğlakları neden seveyim, neden katlanayım onlara? Arkasında dimdik, haykırırcasına kötü manalar duran kelimeleri muğlaklığa tercih edişim bundandır.

Dikkat kesildiğimiz şey ne ise biz de oyuz neticede. Hissettirmek zor. Önce hissetmek lazım. İnsanlar hissetmeyi de dışlamış durumdalar. Bu da kelimesinden bakışına kadar her şeye yansıyor. Kelimelerle yaşayan insanı yalnızca kelimeler tamamlayabiliyor. Diğer şeylere de kelimeyle ulaşabiliyor belki. Ama başka şeylerle yaşayanlara başka şeyler yetiyor. Ben kelimesiz yapamam, başkası çaysız yapamaz, bir diğeri başka bir şeysiz. Kelimeler farklı. Çaysız ortamı çaylı yapabilir, uzağı yakın edebilir, yakını uzak edebilir. Bir cümlesiyle ısındığım, affettiğim, soğuduğum ne çok insan oldu. Keşke vursaydı, dövseydi de bunları demeseydi, dedik zaman zaman hepimiz. Bu güç nasıl yabana atılır? Sihir mi istiyorsunuz? Buyurun.

Bir söz vardır: İnsan giyimiyle karşılanır, karakteriyle uğurlanır. Ben bunu “kelimeleriyle uğurlanır” diye değiştiriyorum. İnsanın karakterini kelimesinden de kelimelerini sarf ediş şeklinden de biraz biraz anlayabilirsin. Kısa bir muhabbetin size getirdiği şeyleri kelimeler taşır. Bakıp göremediğini, isteyip anlayamadığını kelimeler seriverir önüne. Ya da derdini döken insanın derdindeki ağırlığı boşaltan da kelimeler değil mi? Sadece kelimelere dökerek bile rahatlayabiliyor insan. İçinde tuttuğu somutlaşmış sancılarını kelimelere yükleyip uğurlayabiliyor. Kusuyoruz, yutuyoruz, saklıyoruz, savuruyoruz kelimeleri. Bunca hayatımızdaysa yeri de alelâde değil. Muhakkak bir uzvumuz kelimeler. Kullandığımız, esirgediğimiz, geliştirdiğimiz, sakatladığımız bir uzuv evet. Sımsıkı sarıldığımız o uzuvların her biri gibi hayat standartlarımızı yukarı taşıyor. Yokluğu biz de kesinkes eksiklik. Nasıl bakıyorsak dişimize, tırnağımıza kelimelere de bakacağız. Daha fazla bakacağız. Sürekli üzerine koyabileceğimiz bu uzuv, yeri geldiğinde ayak yeri geldiğinde el olacak. Başka dünyalara götürecek. Hangi dünyalara? Buna başkası yerine kendimiz karar vereceksek kelimelerimiz başkasına değil kendimize ait olacak. Kendine ait kelimeler eşittir kendine ait bir dünya. Düşünce dünyası, mana dünyası, gözlem dünyası… Değil, kelimeler asla alelâde bir şey değil!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.