Yolda Düşündüklerim – Sevmek ya da Sevmemek

Güneşin sabah ne taraftan doğacağını hesaplayarak yatacağım yeri seçiyorum. Çünkü benim için sabah güneşi bir çığlıktır. Sıcağı sevmiyorum ama yazı severim. Soğuğu da sevmiyorum ama kışı severim. Hepsinin ayrı güzelliği var. Her yaşın güzelliği olduğu gibi. Ama baharları çok severim. Ilığı severim. İnsanların sokakta olduğu hareketliliği severim. İnsan değil mi zaten biraz eve tıkılsa “Çıkalım da bir iki insan görelim.” diyen. İnsanı severim.

Sevmek ile sevmemek bir olmuş tüm hayatı sarıyor. Her yol sevgiden geçiyor. Yapmakla yapmamak arasındaki seçimi sevgi nihayete erdiriyor. Zorluğu kolay eden, kolayı zora eviren de bunlar. Severek yapılan iş tatilden başka nedir ki? Severek yaptığım şeylerden aldığım zevki hiçbir şeyden alamıyorum. Sevmeden yaptığım her şey zehir. İçimden gelmeden koyduğum çay, içtiğim kahve tat vermez bana. İçimden gelerek içeceksem zaten bir müzik de eklerim yanına. Hem yaparken hem içerken. Hem hem bağlacını da severim. Çayın da ılığını severim. Hafif sıcağa yakın. Çok sıcak çay içenlere hem şaşırırım hem de ağızlarında teneke olduğunu düşünürüm.

Sevmemek ne kadar fazlaysa insanın yükü o kadar fazla. Sevmediğin her şey dert. Hayat karşılaşmalar sahnesi ise eğer, karşılaşacağın olumsuz şeyleri artırmaktır sevmemek. Olabildiğince sevmek lazım. Ve belki de bu, bakış açısını değiştirmek kadar kolaydır. Oradan değil de şuradan bakarsan seversin çoğu şeyi. Sevmediğin pırasanın faydalarını düşünüp, bedenine göz kırpıp, bak senin için gönderiyorum mideye, dedin mi seversin pırasayı. En azından soğukluğuna bir hoh çekmiş olursun. Ya bu yemek tuzsuz olmuş, bu çayın şekeri neden yok  demek yerine biraz yüz ekşitmeyi sevimli bulmak mesela. Bıraktırır tuzu şekeri.

Sevmek de yük almak. Hayata farklı bakmak. Çiçeğin sana selamını duymak, suyun bedeninde akıp gidişinden haz duymak, uyurken geceyi uyanırken sabahı hoş karşılamak, düştüğünde “Olsun be!” diyebilmek, yanıldığında kolayca kabullenebilmek, yapamam dediğin şeyleri bir çırpıda yapıvermek, erinmek denen eylemi lügatten silmek, bilinmeyen bir gücün sana el uzatması demek. Köşeye sıkışan insanı cırmalamaktan alıkoyan şeydir sevmek. Kendinden geçmektir. İradenin kaybolması değil bu. Bile isteye kendini kenara bırakmaktır. Bu bilinç aslında kendinden verdikçe çoğalmayı getiriyor insana. Sevgi çoğalmaktır. Çoğaltmaktır. Berekettir. Sevgisizliğin omuzlarımıza yüklediği onca şeyi sevgi bir çırpıda tarumar eder. Yok edici tarafı bile güzeldir.

Sevmemek soğuk ya da sıcak olabilir. Ama sevmek ılık bir suya girmek gibi. Seni saran ama sıkmayan, dokunan ama üşütmeyip yakmayan. Ruhumun derinliklerinde sevme ihtiyacı olduğunu bildiğimden beri her şeye sevmek meyli ile baktım ben. Yaralarıma, hatalarıma, saçmalıklarıma, süpüremediğim halıya, bozulan saatime, yolda bırakan arabama, çorbacıda unuttuğum gözlüğüme… Hepsinin hayatıma dokunmuş olduğunu iliklerime kadar hissediyorum. Eşyalara duygu yükleyen insanlar beni çok daha iyi anlar. Biz öyleleri ile birbirimizi görmesek bile evvelden beri arkadaşızdır. Onlara selam olsun. Meyli sevmeye olanlara selam olsun.

Yolda Düşündüklerim – Sevmek ya da Sevmemek” için bir yorum

  • 10 Temmuz 2020 tarihinde, saat 11:34
    Permalink

    Gökhan bey yüreğinize sağlık sizin gibi bu işe gönül vermiş insanların yeri ayrıdır her zaman.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.