Yusuf aleyhi’s-selam Kıssası ve Sabır

Sabır, insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Sabır kişiye birçok kazanımlar sağlamaktadır. Kişilere iyi düşünme ve olumlu bir yaşam sağlamaktadır. Sabırlı insan olaylara pozitif bakan gelecekte bir düzen kurma hayali yaşamaya çalışandır. Sabır insana olguluk vermektedir. Etkin düşünme ile fiziksel duyularla birer süreçler atlamaktadır insan sabırla yoğrulan etkinin anahtarını yine sabırda almaktadır.

Sabırın önemini anlayan insan olaylara sabır nazarında bakmaktadır. Sabır insanı kişiler daha çok yaklaştırmaktadır. İnsanı olgular biçimi ile yoğurmaktadır. İnsana güzeli öğreten en önemli altın kurallardan biridir.

Sabırın insana vermiş olduğu düzen ve kurallar vardır. İnsanın değerini yine sabırlı bir duruşundan anlamaktayız. Yani insan sabırlı olduğu kadar kişiler tarafından takdir görmektedir.

İnsan sabırı kadar tanınır sevdiğini ve sevmekte olduğunu gönüllü yapmaktadır. Sabır kişiyi eğiten en önemli eğitim dershanesidir. Yapmacık değildir. Sabırın en güzel bir hayat dersi olduğunu bilmektedir. İnsan düşünen bir varlık olduğu için sabırlıdır.

Hayvanlar ya da bitkilerde sabır görülmemektedir. Çünkü yukarıda bildirdiğimiz üzre İnsan düşünen varlık olmasına bağlıdır. İnsan yaşamsal süreçlerini yine sabra borçludur.

İnsanlar üç zümredir: biri incitmediğin halde incitir, diğeri incitirsen incitir, üçüncüsü incitsen de incitmez.(Ebu’l Hasan Harakani) (ra)

İnsan bu durumlar karşısında daimi olarak sabır’ı seçmelidir. Sabır insanı olgulaştıran manevi bir yapıdır.

Hz. Yakub (as) hayatı boyunca sabır yönünde pek çok imtihanlar geçirmiştir. Hz. Yakub Hz.Yusuf (as) derdi ile gözlerini yitirmiştir. Yapılan araştırmalarda Hz. Yakub (as) kendi hasletlerini oğlu Hz. Yusuf’ta görmektedir. Ve bunun sonucunda Hz. Yusuf ‘a diğer oğullarından fazla ilgi göstermiştir. Hz. Yakub bir peygamber olduğu için Hz Yusuf’un olacağını anlamıştır. Ve diğer çocukları bu durumdan oldukça rahatsız olduğu için kendi aralarında sinsi planlar yaptılar çeşitli sebeplerden Hz. Yusuf’a baskılar yapılıyordu. Sonuç olarak bir gün Hz. Yusuf’u gezmeye, yemek yedirmek gibi uydurma planlarla Hz. Yakub’dan izin istediler bazı kaynaklarda oğullarının kurtların insan yediklerini bilmiyordu. Hz. Yakub dedi. Siz oynarken Yusuf’u kurt yemesinden korkuyorum diyince o zaman çocukları böyle bir plan yapmaya hazırlandılar. Süreç olarak Hz. Yusuf’u kuyuya attılar ve geri döndüklerinde perişan rolüyle ağladırlar. Biz oyna dalarken Yusuf’u kurt yedi dediler.

Hz. Yakub burada bana güzel bir sabır düşer dedi. İnsan bir olay karşısında aciz kaldığını görmekteyiz. Bir peygamber olsa dahi sabır ile Allah(cc) iltica etmektedir. Hz. Yakub yıllarca ağladığı için gözlerini kaybetmişti.

İnsanlar bu gibi olaylarda ölümü tercih ediyorlar sabır insan olmanın adıdır. Hayatta insanın başına çeşitli hadiseler gelmektedir. Bir anne çocuğundan ayrı kalabilir, bir baba oğlunu kaybedebilir ya da bir çocuk her ikisini kaybedebilir. Sonuç olarak insan zayıf bir varlıktır. Olaylar ne denli olursa olsun insan sabırla yaşamak zorundadır.

Hz. Yakub bir baba olarak oğlunu kaybediyor. Gerçekten bir kişi kaybetmenin ne olduğunu ne zaman anlıyor denilse sevdiği bir şeyi kaybedince anlamaktadır. Sabır en üstün ahlak meziyetlerinden biri olduğunu anlamaktayız. Çünkü tüm zorluklara sabırla ulaştığını bilinmektedir.

Hz. Yakub (as) bana düşen güzel bir sabırdır. Demesiyle insan olarak bizlere bazı öğütler çıkmaktadır. Bizlerde kendimiz o hal üzre eğitmeliyiz.

Sabr-ı cemil, bir bela anında kullarına Allah’tan şikâyet etmemekdir. Vehb dedi ki: Allah Teâlâ Yakub –aleyhisselam-‘a vahyetti: bilir misin ki, niçin seni oğlun Yusuf’tan kırk sene ayrı bıraktım? Yakub –aleyhisselam -: Hayır ya Rabbi, dedi. Allah Teâlâ buyurdu: anasının önünde bir buzağıyı anası bağırdığı halde boğazladın, bir de Yusuf’a süt anası olarak bir cariye aldın, Yusuf’un sütü çoğalsın diye çocuğu anasından ayırdın, kadın ise gözlerini kaybedinceye kadar ağladı.

Sabır insana has bir nimettir. İnsan olmanın en önemli göstergesi sabırdır. Sabırlı bir gönül için büyükler derler ki ‘sevmek lazım’ çünkü sevince anlarsın sabrı insan bir gönül adamı olacaksa sabır basamaklarını aşması gerekmektedir. Sevmek gerçekten sabırlı olmayı öğreten bir araç haline dönüşmektedir. Tasavvuf ‘un ilk basamaklarında sabır gelmektedir. Az yemek, az konuşmak, az uyumak bu süreçleri yapınca derviş basamaklarına yüklenilmektedir.

Nefsimiz genel olarak azgın bir yahşi hayvan’a benzetilmektedir. İşte sabırla kendi iç dünyamızı bu olgularla korumalıyız bunun adıda sabırdır. insan oluş sebebini yorumlarken sabır niçin verildi. Diyememektedir. Çünkü sabırsız yaşanmadığını insan bilmektedir. Sabır insana manevi güç katarken maddi hadiseler kişiyi dünyevi süreçlerde aldatmamaktadır.

Tasavvuf’ta nefis tezkiyesi vardır. Yani nefsi kötü hasletlere karşı korurken sabır kullanılmaktadır. Sabırlı gönüller hal değişimleriyle manevi tatlar verilmektedir.

Hz. Eyyüb (as) hastalıklar ile savaşıyordu. Ve son olarak hastalık ağız tarafına ulaşınca hazret kalbiyle Allah (cc) zikretmeye devam etti. Zorluklar karşısında sabırlı duruşundan dolayı nimetlendirildi.

Günümüzde insanlar zorluklara dayanmadığı için gün geçtikçe intihar haberleri çoğalmaktadır. Genel olarak bireyler dayanılmaz sanılan dünyevi olgular yanlış aktarılmaktadır. Bizler bu olaylara karşı İslami kuralları doğru bir şekilde kişiler iletmeliyiz.

Hz. Muhammed (sav) en çok çile çemberinden geçtiğini bilmekteyiz. O âlemlere rahmet olarak gönderildiği ve insanlara sabır anlatmaktaydı. İnsanlara iyiliği, doğruluğu öğretmekteydi. Büyüklerimiz ne güzel demiş:’sabrın sonu selamettir.’

Sabır insana verilen en büyük bir nimet olduğunu gönül bir dünyamıza iletmeliyiz

Hayatta herkes, içinde bulunduğu şartlar, konum ve imkânlara göre geçitli güçlüklerle karşılaşır ve büyük başarılar, güçlükler karşı verilen mücadele ve sabır sonucunda elde edilir. Bu durum adeta Allah’ın tarihi süreçte ve sosyal hayattaki yaygın âdeti (sünettullah)dır dır. Allah’ın en sevgili kuralları olan peygamberler de bu sünettullaha tabidir. Günümüzde edebi bir tür olan romanlarda, aşk, macera, ihanet, cinayet vs, romanın ana konuları arasında yer alır. Bir romanda özellikle aşk ve macera yoksa okuyucunun ilgisi çekmez. Bu açıdan baktığımızda sıralama itibarı ile kur’an’ın on ikinci suresi olan Yusuf suresinin, tarihin yaşanmış en güzel hikâyesi, ilk ve mesaj yüklü en etkili romanı olduğu söylenebilir.

Hz. Yusuf (as) imtihan olarak kardeşlerinin fitneleriyle kuyuya atılması, köle olarak satılması, mısır azizinin kölesi olması, Züleyha kendisinden murad almak istemesi, zindana atılması bir insanın başına gelecek bilecek her türlü zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Hz. Yusuf hayatı boyunca türlü sıkıntıların çekmesinin sabırla atlattığını görmekteyiz. Yapılan araştırmalarda bir gün Hz. Yusuf ayna’ya bakarak güzelliğinin dile getirmiştir. Ve sonuç olarak köle pazarında ucuz değersiz bir fiyata satılması, hazret kardeşlerinin baskı ve ağır darbeleriyle baş başa kaldığı dönemlerde sabır’ın perdelerine sarılmıştır.

Sabır insanı eğiten manevi dershane olduğunu Yusuf (as) görülmektedir. İnsan vasıflarının en kuvvetli has görevlerinden biride sabr-ı cemil olgusuyla yaşamaktır. Allah’a en şiddetli anlarda bile isyansız bir hayat sürdürmenin adıdır sabır!

Sabırlı insanın vasıflarından en önemli etken sevmek sevilmektir. Hz. Yakub ‘un Hz. Yusuf’u sevmesi gibi hal ehli olan derviş mürşidini sevmesi gibi insan su misali saf ve Berrak olmasının tek sebebi sabır ile yaşamasıdır.

Hz. Yusuf (as) kardeşlerinin en kötü hasletlerinden biride hased sahibi olmalarıdır. Hased insan yaşamının etkileyen en yakıcı ve yıkıcı hal dönemlerdir. Sabır üzre yaşamın ölüm sebebidir. hased insanın kalb durumunu öldüren bir virüstür. İnsan olamama yani zaman geldikçe insandan daha aşağı dönemlere rastlanılmaktadır.

Sabır içerisinde davranan insanlar, derecelerine göre üç çeşittir: mütesabbır: Allah hakkında sabreden kişidir. Böylesi kişiler, zorluklara karşı bazen sabreder; bazen aciz kalır; sabredemez.

Sabir: Allah (cc) hakkında ve Allah için sabreden kişidir. Böyleleri sabırsızlık göstermez, sabırsızlık onlara bir huy olarak yerleşmez. Fakat zaman zaman bu kimselerde şikâyet meydana gelebilir.

Sabbar: Allah (cc) ait konularda, Allah için ve Allah ile sabredendir. Böyle biri, üzerine bütün belalar yağsa da yine sabırdan uzak kalamaz, içinde ve dışında herhangi bir değişiklik meydana gelmez, görevini aksatmaz.

 

 

Ve’l-hasıl sabrın önemini anlayan insan olaylara sabır nazarında bakmaktadır. Sabır insanı kişiler daha çok yaklaştırmaktadır. İnsanı olgular biçimi ile yoğurmaktadır. İnsana güzeli öğreten en önemli altın kurallardan biridir.

Hz. Yakub burada bana güzel bir sabır düşer dedi. İnsan bir olay karşısında aciz kaldığını görmekteyiz. Bir peygamber olsa dahi sabır ile Allah(cc) iltica etmektedir. Hz. Yakub yıllarca ağladığı için gözlerini kaybetmişti.

İnsanlar bu gibi olaylarda ölümü tercih ediyorlar sabır insan olmanın adıdır. Hayatta insanın başına çeşitli hadiseler gelmektedir. Bir anne çocuğundan ayrı kalabilir, bir baba oğlunu kaybedebilir ya da bir çocuk her ikisini kaybedebilir. Sonuç olarak insan zayıf bir varlıktır. Olaylar ne denli olursa olsun insan sabırla yaşamak zorundadır.

Nefsimiz genel olarak azgın bir yahşi hayvana benzetilmektedir. İşte sabırla kendi iç dünyamızı bu olgularla korumalıyız bunun adı da sabırdır. insan oluş sebebini yorumlarken sabır niçin verildi. Diyememektedir. Çünkü sabırsız yaşanmadığını insan bilmektedir. Sabır insana manevi güç katarken maddi hadiseler kişiyi dünyevi süreçlerde aldatmamaktadır.

Tasavvuf’ta nefis tezkiyesi vardır. Yani nefsi kötü hasletlere karşı korurken sabır kullanılmaktadır. Sabırlı gönüller hal değişimleriyle manevi tatlar verilmektedir.

Hz. Yusuf hayatı boyunca türlü sıkıntıların çekmesinin sabırla atlattığını görmekteyiz. Yapılan araştırmalarda bir gün Hz. Yusuf ayna’ya bakarak güzelliğinin dile getirmiştir. Ve sonuç olarak köle pazarında ucuz değersiz bir fiyata satılması, hazret kardeşlerinin baskı ve ağır darbeleriyle baş başa kaldığı dönemlerde sabrın perdelerine sarılmıştır.

Sabır insanı eğiten manevi dershane olduğunu Yusuf (as) görülmektedir. İnsan vasıflarının en kuvvetli has görevlerinden biri de sabr-ı cemil olgusuyla yaşamaktır. Allah’a en şiddetli anlarda bile isyansız bir hayat sürdürmenin adıdır sabır!

İnsan tasavvufta birlik halleri yaşamaktır. Fakat en önemli hasletler sabır imtihanı ile Hz. Yakub, Yusuf (as) görülmektedir insan hal sahibi olunca nice perdeler aralanmaktadır. Hayatları uğruna birçok sıkıntılar çeken sahabe efendilerimiz başta Hz. Muhammed (sav) olmak üzere sabır’ı bir şiar edinmişlerdir. Büyüklerimiz ne güzel telkinde bulunmuşlar: Sabrın sonu selamettir.

Sabır, insanlara kalben bakan bir olgudur. İnsanların seviyeleri ancak sabırla ölçersiniz. Sabırlı gönüllere uzanan el haktan gelir hayra döner. İnsan sevdikçe özledikçe gönül pınarlarından süzülen kaybederim korkusuyla sever sevdiğini onun için yitirdiği vakitte sabır perdeleri açılmaktadır.

Sabırlı gönüller ışık saçan yıldızlara benzetilmektedir. Gönüller yıldızlara bakınca her şey gelir geçici olduğunu anlamaktadır.

Rivayetlere göre Yusuf’ın (as) huzuruna biraderleri gelince aralarında şöyle muhavere geçti: Siz kimsiniz? İşiniz ne? Casus olmayasınız? Maazallah! Biz bir babanın oğullarıyız, babamız ihtiyar bir zattır. Çok sadıktır. Peygamberlerden biridir. İsmi Yakub’dur. Kaç kardeşsiniz? on iki kardeş idik. Birimiz sahraya gidip öldü. Buraya kaç birader geldiniz? On birader. on birinciniz hani? O babamızın yanında kaldı. Ölen oğlunun yerine onunla kendini teselli ediyor. Kim size şahitlik eder? Burada hiç kimseyi tanımıyoruz ki gelsin de bize şehadet etsin. Birinizi yanımda rehine olarak bırakın, baba kardeşinizi de bana getirin de doğru söylediğinize hükmedeyim. Bu muhavere üzerine biraderleri arasında kura çektiler Şemun’a isabet etti. Denildi ki: Yusuf (as) her birini birer yük zahire vermişti. Pederlerinin yanında kalan baba bir kardeşi adına da fazlaca bir yük istediler. Onu da verdi. Ancak doğru söylediklerini bilmek için o kardeşlerini de getirmelerini şart koştu.

 

 

Fırat Ayhan

Bu dünya sırlarla dolu ve bu sırlar içinde yaşayan biri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.