Zeynep HAŞEMİ-Kirlenmek ve Tövbe

Berraktı güneş, duruluğu, ruhu ve alabildiğine özgür… Özgürlüğünü Rabbinin sonsuz merhamet ve sevgisine layık olabilmek için kulluk görevine borçluydu. Masumdu ruhu, tıpkı kuyuya hapsedilen Yusuf’un (a.s) döktüğü gözyaşları kadar masum… Masumdu yüreği, tıpkı saray güzeli Züleyha’nın çekiştirdiği Yusuf’un delil sayılacak gömleği gibi… Ve bir gün yalnızlığın girdabında isyan etti o masum yürek. Neden Allah’ım? Neden? Neden sevgisizlik girdabında bir yürek, bir ruh, bir beden taşıttırıyorsun? Sen ki duaları kabul edensin ve “Duanız (isteğiniz) olmazsa ne kıymetiniz var?” diyensin (Furkan Sûresi, 77. âyet)Hadis-i Şerif) “El açtım, yalvarıyorum Allah’ım. Kabul et duamı, gönlüyle gönlüme eş olacak bir sevgi gönder!” Öyle ya Allah duaları kabul edendi, bu duayı da kabul etmişti. “Sen istedin ben kabul ettim.” demişti Yüce Yaratıcı. Baharı beklerken ruh, yürek; kışın da olabileceğini düşünememişti. Sevgiyi, aşkı sadece bahardan ibaret sanmıştı lakin yanılmıştı. Kışı da vardı istediğinin… Hem de ne kış! Zemheri soğuklarının iliklere kadar hissedildiği gibi, yüreği ve ruhu acıdan uyuşturan kış… Ve o sevgi isteyen yürek bir kez daha isyanlardaydı: “Allah’ım sükûnet teskin et, ruhuma saplanan aşk dikenlerinin verdiği acıyı gider, kışın acısıyla ruhumu zonklatan buz tutuşlarını…” Zira kışın eziyetine dayanamamaktaydı. Yüce Yaratıcı, dualara icabet eden Mucip’ti ama aynı zamanda Adil’di. Kimseye haksızlık yapmaz, kullarına yaptıklarının karşılığını verir. Tıpkı isteklerini, dualarını kabul ettiği gibi… Ne demişti Yüce Yaratıcı, “Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle yaptıklarınızdandır. Bununla beraber biz yine de çoğunu affederiz.” (Şûrâ Sûresi,  30. âyet)

Ey tertemiz ruh ve gönül! Sen istedin, ısrar ettin, Allah verdi. Ve sen sadece baharı tahayyül ettiğin için kışı hesaba katmamıştın. Hayırlısını değil “ille de olsun” u istemiştin. Oysaki seni yaratan, sana neyin ne kadar dozda gerekli olduğunu biliyordu. Kışa isyan edeceğini biliyordu. İsyan eden ruh kirlenmiş, yıkanmak istiyordu. Yıkanmak için de yağmur yüklü bulutlar lazımdı.  Ruh kendine sunulan nimetten razı olmamış, kendini kirletecek sevgiye (nimete) talip olmuş, isyan etmiş. Kirlenmiş, ihtiyacı olan Tevvab kapısına el pençe divan durmuş, kendisini yıkayacak berrak suyun kaynağının coşması için bir daha el açmıştı. Allah’ım sen yücesin, ben acizim. Şüphesiz sen kulun için hayırlı olanı dilersin. Affet, affet… İnsan hata yapabilen bir varlıktır, çünkü acizdir. Günahkârların en hayırlısı günahına tövbe edendir. (Hadis-i Şerif)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.